Zor Bir Gün

Sevgili günlük!

(Çok mu klasik oldu? Neyse…)

Sana ilk defa sesleniyorum. Hitaptan sonraki ilk cümlem soru cümlesi olduğu için özür diliyorum. Umarım ufak çaplı bu densizliğimi mazur görürsün. Her gün yazıp başını ağrıtmak istemiyorum. Hatta her gün yazmayacağıma söz bile verebilirim. Bilirsin sözümde de dururum. Tek isteğim bazen mutluluğumu bazen de hüznümü senle paylaşmak. Bir insanın zaten günlüğünden başka ne gibi bir beklentisi olabilir ki? Yazdığım her şeyi tasdik etmek zorunda da değilsin. Bazen itiraz edebilirsin; ama “bazen”…

“Sadede gel” dediğini duyuyorum. Eşim neredeyse bir haftadır rahatsız ve birkaç gündür hastalığı daha da şiddetli hale geldi. Biliyorsun Ervâ çok hareketli bir bebek. Özellikle de hastayken Ervâ ile ilgilenmek gerçekten çok güç hale geliyor. Biraz olsun eşime yardımcı olabilmek için işyerinden izin aldım. Hem eşimin Ervâ’dan mümkün mertebe uzak durması, hastalığını ona bulaştırmaması gerekiyor. Mâlum bu tür hastalıklar dinlenmeden geçmiyor. İş arkadaşlarıma da acil bir şey olursa WhatsApp’tan yazabileceklerini söyledim. Bu arada telefonumun şarjı bitti ve telefonu hemen şarja taktım.

Aradan birkaç saat geçtikten sonra “herhalde şarj olmuştur” düşüncesiyle telefonumu açtığımda Muhammed Takî Osmânî hocanın talebeleri tarafından kurulan ve benim de dahil olduğum WhatsApp grubuna 24 tane mesaj geldiğini gördüm. Normalde çok aktif bir grup olmamakla birlikte zaman zaman çok kısa sürede bu kadar mesaj atıldığı oluyordu; fakat bu sefer ters giden bir şeyler olduğunu hissettim. Ve hemen WhatsApp’a girdim. Gördüğüm ilk mesaj şuydu: “Hazret (Muhammed Takî Osmânî) ile az önce görüştüm. Durumu iyi.” Bu mesajı okuyunca elim ayağım titremeye başladı. Hislerim beni yanıltmıyordu. Kötü bir şey olmuştu; ama ne? Hemen Twitter’a girip arama sekmesine Taqi Usmani yazdım. Acı gerçekle karşılaşmam uzun sürmedi.

İngilizce yayın yapan muhtelif sitelerden okuduğum haberlerde şu bilgiler yer alıyordu:

Muhammed Takî Osmânî’nin aracına Şahrah-i Faysal bölgesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından silahlı saldırı düzenlendi.

Saldırıda koruması ve şoförü şehit olurken Muhammed Takî Osmânî yara almadan kurtuldu. (Hamd olsun!)

Saldırısı sırasında Muhammed Takî Osmânî’nin yanında hanımı ve iki torunu da vardı.

Yeni Zelanda’daki terör saldırısının üzerinden kaç gün geçti ki? Kirli eller bu sefer kardeş ülke Pakistan’da kendini gösterdi. İnsanın aklına ister istemez şöyle bir soru geliyor: Muhammed Takî Osmânî neden hedefte ve 75 yaşındaki bir İslâm âliminden kim ne ister? Birkaç cümle ile ifade etmem gerekirse; Şeyhülislâm Takî Osmânî sadece Pakistan için değil, Ümmet-i Muhammed için çok önemli bir değer. İslâm iktisadı denilince dünyada akla ilk gelen isim. Abartmadığımı göstermek için Hazret’in, İslâm iktisâdını anlatmak üzere Davos’a davet edildiğini söylesem yeterli olur mu? Hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen tıklayınız.

Muhammed Takî Osmânî gibi isimleri yetiştirmekten şu anda maalesef aciziz. Hiç olmazsa elimizdekileri koruyalım ve elimizdekilerin değerini bilelim. Bu anlamda Pakistan hükümetine büyük iş düşüyor. Muhammed Takî Osmânî de dahil hedefteki ulemânın çok iyi bir şekilde korunması, gerekiyorsa bu isimlere zırhlı araç ve koruma tahsis edilmesi gerekiyor.

Allah, Üstâd Takî Osmânî’yi Ümmet-i Muhammed’e bağışladı. Rabbim onu muhafaza eylesin!

Olayın şokunu üzerimden hâlâ atabilmiş değilim. Bugünlük bu kadar hüzün yeter…

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir