Yûnus Emre’den Aldığım Ders

Çıktım erik dalına anda yedim üzümü

Bostan ıssı kakıyıp der ne yersin kozumu

– Yûnus Emre

“Bizim Yûnus” diye söze başlasam kimden bahsettiğimi tasrih etmeme gerek var mıdır? Muhtemeldir ki böyle bir şeye gerek kalmayacaktır. “Bizim Yûnus” derken Yûnus Emre’nin kastedildiğini anlamamak herhalde mümkün değildir diye düşünürken Ahmet Yaşar Ocak’ın şu tespitine denk geldiğimde ne yalan söyleyim biraz şaşırdım:

Yunus Emre’yi bugün Türkiye’de tanımayan, en azından adını duymayan herhalde çok az insan vardır. Onun için sokakta bir anket yapılsa ve “Yunus Emre kimdir?” diye sorulsa, soruya muhatap olanlar her halükârda bir şekilde kendilerine göre cevaplar vereceklerdir. Ama bu soru yerinde bir sorudur. Çünkü Yunus Emre Cumhuriyet dönemi öncesinde, Osmanlı kamuoyunda, bugünkü kadar tanınan, hele -belli bir sûfî kesimin dışında- entelektüellerin öyle fazla aşina oldukları bir sûfî değildi. Ama tekketerde bazı şiirlerinin ilahi olarak okunduğunu biliyorlardı.

Nasıl şaşırmayım ki? Bugün Türkiye’de Yûnus’u tanımayan yoktur diye tahmin ediyorum. Dahası İslâm ile, tasavvuf ile, tasavvuf edebiyatı ile uzaktan yakından alâkası olmayan birisinin dahi Yûnus Emre’nin en azından bir beyitini ya da dörtlüğünü ezbere bildiğinden eminim. Yûnus Emre’nin “Bizim Yûnus” oluşu öyle lafın gelişi söylenmiş bir şey değildir. Yûnus’u biz millet olarak çok severiz. Sahiplenir bağrımıza basarız. Bunun bir göstergesi olarak Anadolu’nun farklı yerlerinde Yûnus’a ait olduğu söylenen çok sayıda türbe vardır. Tek başına bu bile Yûnus Emre’ye olan muhabbetimizin göstergesi olabilir.

Yûnus Emre üzerine bugüne dek öyle derinlemesine hiçbir araştırmam olmadı; ancak şiirlerine küçüklükten beri ilgi duyarım. Yûnus Emre şiirlerini ilahi olarak dinlemekten çok büyük zevk alırım. Hele bir de ilahiyi söyleyen Mehmet Emin Ay ise aldığım zevk iki belki üç katına çıkar. İnanıyorum ki Yûnus Emre’den alınacak çok şey var. Benim behreme düşen ise kısaca şu: Yûnus Emre bilindiği üzere herkesin kolaylıkla anlayabileceği arı, duru bir Türkçe kullanmıştır. Bazen şu tarz sorular soruluyor: Efendim Yûnus Emre neden basit bir dil kullanmıştır? Sabır ya Rabbi! Basit bir dil kullansa sorun, kullanmasa sorun. Aslında Yûnus’un dilinin basitliğinden kasıt anlaşılır olmasıdır. Yoksa derinlikli olmadığı şeklinde bir iddiaya ancak gülünür. Yûnus Emre’nin modern insanın aksine tumturaklı söz söyleme teşebbüsüne girmeden derdini anlatabilmesi bana bütün çıplaklığıyla şu mesajı vermiştir: Yapmacık olma, kendin ol!

Felsefe – bilim tarihçisi İhsan Fazlıoğlu hoca; “Yûnus büyük bir filozoftur.” der ve ekler: “Türklere peygamber gönderilseydi Yûnus gönderilirdi.” Modern insan ise her zaman olduğu gibi Yûnus’u dar kalıplara sıkıştırarak ona çok büyük haksızlık etmiştir. Etmişizdir.

Sürç-i lisan ettiysek affola!

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir