Türkler Neden İngilizce Öğren(e)miyor?

Biz Türklerin İngilizce ile imtihanı üzerine birkaç şey söylemek istedim; fakat aklımdaki deli sorular sebebiyle konuşmaya mecalim kalacak mı inanın bilmiyorum. Yine de şansımı denemek istiyorum. Siz zahmet edip zihnimdeki deli soruları okumaya kalkışmayın, ben hemencicik sizlerle paylaşayım: Türkler İngilizce öğrenmiyor mu, öğrenemiyor mu? (Ne kadar ciddi bir soru sorduğumun farkındayım.) Türkler İngilizce mi öğren(e)miyor, yoksa herhangi bir dili mi öğrenemiyor? Bu soru(n)lar üzerine bir dizi seminer verilebilir ya da tez yazılabilir. Belki de yazılmıştır, bilemiyorum. Gelelim düşüncelerime…

Biz Türkler herhangi bir yabancı dili öğrenemiyoruz; çünkü genel anlamda dil öğrenmenin ne anlama geldiğini doğru düzgün bilmiyoruz. Çoğu zaman da dil öğrenmeyi dil becerilerinden (language skills) herhangi biri ile sınırlıyoruz. Dil becerileri derken neyi kastettiğimi anlamamış olabilirsiniz. Şöyle bir örnek versem herhalde meramım iyi anlaşılacaktır. Özellikle tatil bölgelerinde bir şeyler satan ufacık çocukların turistlerle iletişime geçebildiğini gören yurdum insanının tepkisi; “Aaa bak sen şu ufaklığa İngilizce biliyor!” olmuyor mu? 10 – 12 yıl boyunca İngilizce dersi alıp da tek cümle kuramayan yığınların bu şekilde tepki veriyor olmasına da şaşırmamak lazım. Paragrafın başında dile getirdiğim hususa dönecek olursam işte bizler turistlerle iletişime geçme becerisini gösteren o çocukları ya da esnafı İngilizce biliyor zannediyoruz. Speaking dediğimiz hâdise dil becerilerinden sadece biridir. Bir dili bilmek demek o dilde konuşmak, okumak, yazmak demektir. Tatil bölgesindeki bahsettiğim o kişiler çoğunlukla okuma ve yazma becerisinden yoksun kimselerdir. Bunu derken onları kesinlikle küçümsüyor değilim. Yıllarca İngilizce dersi alıp tek kelime edemeyen kişilerin olduğu bir ülkede bir kere bile ders almadan turistlerle iletişime geçebilen insanları takdir ederim.

Dil öğrenmenin ne anlama geldiğini bilememek dil öğrenmenin önündeki en büyük engellerden biri. Diğer bir engel ise dil öğrenmek için yeterince çabalamıyor oluşumuz. Bendeniz lisede hazırlık sınıfında haftalık 24 saat İngilizce gördüm. Süper lise olması hasebiyle Lise 1’de İngilizcenin yine bir ağırlığı vardı. Lise 2 ve 3’te ise alan olarak yabancı dili tercih ettim. Liseden sonra 4 yıl İngiliz Dili ve Edebiyatı okudum. Hâlâ da okumaya, kendimi geliştirmeye devam ediyorum. İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu olduğumu öğrendiklerinde genelde; “O zaman senin İngilizcen iyidir” şeklinde tepki veriyorlar. Cevabım ise çoğunlukla; “İdare eder!” oluyor; çünkü ben biliyorum ki dil öğrenmek öyle birkaç kur dil kursuna gitmekle halledilebilecek kadar basit bir şey değil. Benim görebildiğim kadarıyla insanımız akıllı telefonuna yüklediği bir iki aplikasyonun kendisine İngilizce öğreteceğini zannediyor. Şayet varsa öyle bir dünya haber verin ben de geleyim.

Diğer bir soru(n) ise şu: İngilizceyi insanımız mı öğrenemiyor, yoksa İngilizceyi bilenler mi öğretmeyi beceremiyor? Eğitim sistemimizin dil öğretimi noktasında çok fazla eksikleri olduğunun farkındayım; fakat bu kulaklar şunu bile duydu: “Siz İngilizce bilenler, bilmeyenlere İngilizceyi bilerek öğretmiyorsunuz. Öğrettiğiniz takdirde size muhtaç olmayacaklar. Siz ise insanların sürekli size muhtaç olmalarını istediğiniz için onlara dili öğretmiyorsunuz.” Bu iddiaya katılanlar muhakkak olacaktır; ancak bu iddiaya hak vermeden önce insanın kendisine; “Ben bu dili öğrenmek için yeterince çabaladım mı?” sorusunu sorması gerekiyor. Bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” diyebiliyorsanız o takdirde bu iddia üzerine konuşabiliriz.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir