Pazar Esnafının Şımarıklıkları

Gel vatandaş gel TSK veya SSK doktoru gibi uzaktan bakma!

– Pazarcı çocuk

Bekârken pazara gitmekten nefret eden birisiydim. Pazar alışverişini tek başına yapan vâlidemin tabir caizse kollarının koptuğu günleri dün gibi hatırlıyorum. İstanbul’da apartmanın en üst katında (5. kat) oturuyorduk. Üstelik asansör de yoktu. Vâlidem pazar alışverişini yapar, apartmanın önüne geldiğinde zile basardı. Ben de aşağı inip yardım ederdim. Keşke o zamanlar ben de pazara gitseydim! Şimdi pişmanım. Kısacası o zamanlar; “Bana her şeyi de; ama ‘pazara gidelim’ deme” modundaydım. Evlenince işler değişti. Daga doğrusu iş başa düştü. Meyve ve sebzeden anlamasam da şimdilerde pazar alışverişini yapmaktan büyük bir zevk aldığımı söyleyebilirim. (Sebebi ne ola ki?) “Pazar esnafının şımarıklıklarına denk gelmediğim müddetçe…” notunu da unutmadan düşeyim.

Ben pazar esnafının “şımarıklıkları” dedim; ama siz adına “çakallıkları” da diyebilirsiniz. Birkaç örnek ne demek istediğimi anlatmaya yetecektir. Kilosu 2 TL olan üründen almak istedim. Pazarcı ne desin beğenirsiniz? “Abi düz 5 TL’lik yapayım mı?” Benim güzel kardeşim! 2 TL yeterince düz değil mi? 1 kilo alacağım meyve/sebze yerine bana 2,5 kilo satmayı teklif ediyorsun. Ne yiyip ne içiyorsun Allah aşkına?! Pazarda en sık karşılaşılan durum da herhalde şudur: Siz tezgahın ön kısmında bulunan meyvelerden almak istersiniz; ancak pazarcı özellikle tezgahın arka kısmından verir. Bu sefer siz öndekilerden almak istediğinizi söylediğinizde: “Önü de arkası da aynı!” cevabını alırsınız. Mâdem öndekiler de arkadakiler de aynı o zaman neden öndekileri vermekten kaçınıyorsun? Hayrola öndekiler satılık değil de müzelik falan mı?

Yaşadığım son hâdise ise gerçekten sinir bozucu ve can sıkıcıydı. Kilosu 7 TL olan hamsiden 5 TL’lik almak istediğimde balıkçının tepkisi bence hayli ilginçti: “5 TL’lik veremiyoruz.” Hoppala, bu da yeni çıktı! “5 TL’lik niye veremiyorsunuz?” diye sorduğumda da beyefendi şöyle bir gerekçe sundu: “Siftah yapacağız, o sebeple 5 TL’lik veremiyoruz.” O kadar sinirlendim ki içimden; “Senin ben siftah anlayışına tüküreyim!” dedim. Dış sesim ise sadece şunu söyleyebildi: “5 TL ile de siftah olur!” Bunun adına şımarıklık denmez de ne nedir? Kin tutmak gibi bir huyum yoktur; lâkin 5 TL’yi beğenmeyip burun kıvıran o balıkçı bir gün umarım 5 TL’ye muhtaç olur da bir daha böyle bir terbiyesizlik yapmaz. 

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir