Önsöz Okumama Alışkanlığı

Türkler olarak kitap okuyan bir millet değiliz. Bu iddia bana ait değil. Ben istatistiklerin söylediğini size aktarıyorum. 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre Dünyada en fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere bulunuyor. Türkiye ise yüzde 0,1’lik kitap okuma oranıyla 86’ncı sırada. Bu manzara karşısında; “Okuyoz biz ya!” diye diklenmenin anlamı var mı? Bence yok.

Türkiye gibi okuma oranının son derece düşük olduğu bir ülkede sorulması gereken; “Neden okumuyorsunuz?” sorusudur. Bunun yerine; “Neden önsözü (mukaddime) okumuyorsunuz?” diye sormak bence de absürt kaçıyor; ancak bu bu soruyu kitap okumayan  kesime değil de kitap okuyup önsözü okumayan kitleye yöneltmek istiyorum. Önsözü niye okumuyorsunuz kardeşim? Yazar boşuna mı yazdı? Aaa…

“Neden önsözü okumuyorsunuz?” diye sorulmuş ve şu tür cevaplar alınmış:

– Önsözler genellikle çok sıkıcı ve sıradan. Bugüne kadar okuduğum önsözler bana hiçbir şey katmadı.

– Yazar spoiler vermek suretiyle hevesimi kursağımda bıraktığı için önsözü okumuyorum.

– Bazı önsözler gereğinden fazla uzun olduğu için bitirebilmek için ayrı bir çaba sarf etmek gerekiyor.

Mustafa Arslantunalı da “önsözü okumaya gerek yok” diyenlerden:

Önsözler kitaplarla, kitaplar şehirlerle aranıza girebilir. Bir kitabı da bir şehri de tanımanın en iyi yolu, doğrudan içine dalmaktır oysa. Bana sorarsanız bu önsözü atlayıp kitaba doğrudan başlayın derim, çok isterseniz sonra geri dönersiniz. Henüz tanışmadığı kişilerin dedikodusundan ne kadar haz alabilir ki insan?

Katılırsınız ya da katılmazsınız bilemem; ancak müsaadenizle bir tespit yapmak istiyorum: Görebildiğim kadarıyla genellikle roman okuma alışkanlığı olan kimseler önsözü okumaktan pek haz etmiyor. Bunun nedeni üzerinde biraz düşündüğümde aklıma şu geldi: Roman yazarının kitabın önsözünde aşırı derecede spoiler vermesi okuyucusu rahatsız ediyor. Ben olsam ben de rahatsız olurum. Hangi okur romanın sonunun nasıl biteceğini önsözden öğrenmek ister ki? Önsözden bunu öğrenen okurda okuma isteği kalır mı?

Roman için önsözün okunmamasını anlarım; ancak ilmî çalışmalarda önsöz muhakkak okunmalı. Neden mi? Bir örnek üzerinden meramımı daha iyi anlatacağımı düşünüyorum. İmam Buhârî, el-Câmiu’s-Sahih isimli hadis kitabını 600.000 hadisten seçerek meydana getirdiğini, eserin hacmini büyütmemek düşüncesiyle sahih hadislerin tamamını kitabına almadığını Sahih-i Buhârî’nin mukaddimesinde dile getirmiştir. Eserin yazılış gayesinin ve yönteminin açıklandığı mukaddime bölümünü okumayan bir kimse şöyle bir yanlış algıya kapılabilir: “Bir hadis Buhârî’nin Sahih’inde yoksa zayıf ya da uydurmadır.” Eserin mukaddimesini okuyan bir kimse bu iddianın ne kadar gülünç olduğunu hemen anlar; çünkü Buhârî’nin; “Bütün sahih hadisleri kitabımda topladım.” şeklinde bir beyanı yoktur. Biz biliyoruz ki Buhârî sahih hadislerin tamamını eserinde toplamamıştır; eserine aldığı hadislerin tamamı sahihtir. Bu iki ifade arasında dağlar kadar fark vardır.

Sonuç olarak; “Önsözler muhakkak okunmalı” veya “Önsöz okumaya hiç gerek yok” şeklinde kesin yargıda bulunmak doğru değildir. Önsözün okunup okunmaması okuduğunuz eserin türüne göre değişebilir. Bir romanın önsözünü okumamak size çok şey kaybettirmeyebilir; ancak ilmî bir eser söz konusu olduğunda önsözü okumak hayatî önemi haizdir.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir