Nebevî Zühd

‘Usulsüz vusûl olmaz’ sözü İslâmî ilimlerin muhtelif dallarında ilerlerken belli kaidelere riayet etmemizin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor… Nasıl ki usul-û tefsir ve usul-û hadis tahsil edilmeksizin yapılacak okumalar tefsir ve hadis sahasında arızalar oluşturacaksa, tasavvuf yoluna intisap etmeden önce de tasavvuf ve tarikatlara dair usûl kitapları okunmadan yapılacak seyr-û sülûklar bir takım problemlere gebe olacaktır. İşte tam da bu noktada Dr. Mehmet Sürmeli tarafından kaleme alınan Nebevî Zühd isimli eser imdâdımıza yetişiyor ve tasavvuf usûlü tadındaki bu eser alanında büyük bir boşluğu dolduruyor. Piyasada tasavvuf ve tarikatları tenkit amacıyla yazılan çok sayıda eser arz-ı endam etmekte; ancak ‘Nebevî Zühd’ diğer eserlerden oldukça farklı bir tarza sahip… Öncelikle müellifin ehl-î tasavvuf olması, tasavvufa ve tarikatlara dair ‘içeriden’ yaptığı tenkitleri daha da değerli kılıyor. Bir yandan tasavvuf ve tarikatlardaki uygulama hatalarının altını çizerken, diğer yandan da İslâm’ın zühd yönünü temsil eden tasavvufu haksız eleştiri ve tenkitlere karşı müdafaâ ediyor;

Sapık ekollere bakarak kelâm ilmini, İsrailiyyata bakarak tefsiri, uydurma sözlere bakarak hadisi ve bid’at ekollere bakarak fıkıh ilmini inkar etmiyorsak, uygulamadaki yanlışlara bakarak bir anlamda branşlaşmadaki kolaylığı ifade eden tasavvuf ilmini inkar etmek de doğru bir anlayış değildir.

Tarikatlardaki hatalı düşünce ve uygulamaları ustaca tenkit eden müellif; polemik haline gelen itaat ve teslimiyet kavramlarına da tabuları yıkarcasına açıklık getiriyor;

‘Mürid şeyhin karşısında gassal elinde meyyit gibi olmalıdır’ sözü ıslah edilmelidir. Bu sözü birçok kişi istismar ederek kendilerine mutlak itaat istemekte ve ehliyet eksikliği ile beraber ortaya çıkmış tevhidî yönden cinayetler çıkmaktadır. Böyle bir teslimiyet Allah ve Resulü’ne olur. Günümüzde iyi bir Kuran – Sünnet terbiyesi almamış bazı kişiler bağlı oldukları kişileri sınırsız bir sevgiyle sevmektedir. Sınırsız bir saygı duymaktadır, şeyhlere. Bu sınırsız sevgi ve saygı onlara şunu söyletebilmektedir: ‘Şeyhim içki içmemi emretse içerim’, ‘Şeyhim adam öldürmemi emretse öldürürüm’ gibi. Bu sözler insanı İslam’dan çıkaracak sözlerdir. Bu ifadeler Allah’a karşı işlenen bir suçtur. Bu suç sebebiyledir ki müridler (!) küfür düzenlerini sağcılık veya solculuğa iman edenlerin arkasında destekleyerek, ucuz oy deposu olmuşlardır. ‘Hakk’a isyanda mahluka itaat yoktur, itaat ancak meşrudadır.’ Hz Ömer’in hutbe irad ederken ‘Dinleyiniz ve itaat ediniz’ sözüne ‘Giydiğin cübbe ve şalvarın hesabını vermedikçe dinlemiyor ve itaat etmiyoruz’ diyen sahabenin duyarlılığında, İslam’ın emirleri ihlâl edildiğinde ‘Sana itaat etmiyoruz’ diyebilen müridlere bugün daha çok ihtiyaç vardır.

Tasavvuf meşrebinin Kuran ve sünnete bağlı olmak zorunda olduğunu, Kuran ve sünnete bağlı olmayan her ekolün de küfür ekolü olduğunu belirten müellif, İmam İbn-î Teymiyye’nin kulaklara küpe olması ve akıllarda her zaman yer etmesi gereken şu sözünü naklediyor;

Bazı kimseler, tasavvufu yanlış olsun, doğru olsun her şeyiyle kabulleniyorlar. Diğer bazılarıysa, doğru yanlış ayırt etmeksizin bazı kelâm ve fıkıh alimlerinin yapmış olduğu gibi reddediyorlar. Tasavvuf konusunda doğru tutum: Kur’an ve Sünnet’le bağdaşanı kabul, bağdaşmayanı da reddetmektir.

Tasavvufun uçmak – kaçmak anlamına gelmediğini sık sık ifade eden Dr. Mehmet Sürmeli, bu eseriyle bidatsiz ve sahih tasavvuf anlayışının kapılarını sonuna kadar aralıyor.

Eserin baskısı yok; ancak ikinci elini Nadir Kitap üzerinden oldukça uygun fiyata bulabilirsiniz.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir