İngiliz Edebiyatı’na Dair Birkaç Kavram

Lisede gördüğümüz İngilizce dersleri ile üniversitede İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne başladığım ilk senede görmeye başladığım İngilizce arasında dağlar kadar fark olduğunu gördüğümde bazı şeylerin hiç de kolay olmayacağını anlamış bulunuyordum. Ve daha sonraları şu sonuca ulaştım: Okumayı ve/ya yazmayı sevmeyen bir adamın İngiliz Dili ve Edebiyatı adı verilen bölümde işi olamaz. Olmamalı da. Bu benim şahsî kanaatim. Aksini iddia edenlere katılmamakla birlikte saygı duyarım. Saygıda sorun yok.

Edebiyat okuyan ya da edebiyata ilgi duyanlara tavsiyemdir: Kavramları çok iyi öğrenin! Belki diğer alanlar için de geçerlidir bilemiyorum; ancak edebiyat söz konusu olduğunda kavramları bilmek hem işinizi kolaylaştıracak hem de ne okuduğunuzu anlamına yardımcı olacaktır. Yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum. Edebiyata “Bismillah” derken A Glossary of Literary Terms isimli eseri elinizin altında bulundurmanızda fayda var. Hele hele işin başındaysanız…

Bu yazımda Prof. Dr. Mina Urgan’ın İngiliz Edebiyatı Tarihi‘nden yardım alarak İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü 1. sınıf öğrencilerinin sıklıkla duyacakları bazı kavramlara kısaca temas etmekte fayda görüyorum. Hem bu sayede müstakbel meslektaşlarıma da bir katkım olmuş olur.

Dilerseniz başlayalım…

Allegory: Karakterleri ve olayları gerçek hayattan alan tür.

Alliteration: “Swift swallow flying to the south” tümcesinde olduğu gibi, aynı sessiz harfin, burada “s” harfinin, bir dizede yinelenmesidir.

Allusion: Türk Edebiyatı’nda “telmih” dedikleri şey. Yazarın bir şeyi okuyucunun bildiğini düşünerek üstü kapalı bir biçimde anlatma çabası.

Assonance: Sesli harflerin birbirlerine tam uymadıkları bir yarı uyaktır.

Foreshadowing: Bir hikayede ilerde olacak herhangi bir olayı yazarın önceden küçük ipuçlarıyla belirtmesi.

Homily: Yarı öykü yarı vaaz bir tür.

Kenning: Eski İngilizler yalnız bunlarla değil, iki ayrı sözcüğü birleştirerek yapılan benzetmelerle de şiirlerini süslerlerdi. Örneğin, kılıç yerine “battle-lightning” (savaş şimşeği), karanlık yerine “night helmet” (gece miğferi), beden yerine “bone house” (kemik evi), kan yerine “war sweat” (savaş teri), mezar yerine “death house” demekten hoşlanırlardı. Aslında birer eğretileme olan bu bileşik sözcüklere “kenning” adı verilirdi.

Metaphor: Artık Türkçe’de de kullandığımız metafor kelimesini “mecaz” olarak çevirebiliriz. “Kırık kalp” gibi.

Oxymoron: İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması. “İhtiyar delikanlı” gibi.

Personification: Kişileştirme. Daha açık bir ifade ile; insana ait olan bazı özellikleri insan dışındaki varlıklar için kullanma.

Repetition: Bir fikri açıklığa kavuşturmak gayesiyle kelime veya kelime gruplarının tekrar etmesi.

Simile: Genellikle “like” ve “as” gibi edatlarla yapılan benzetme.

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir