Hatalı Bir Sual

Hafızam bana ihanet etmiyorsa (ki umarım öyledir!) Bediüzzaman Said Nursi merhuma ithaf edilir; “Merak ilmin hocasıdır” şeklindeki benim de çok beğendiğim söz. Buna paralel olarak; “Soru sormak ilmin yarısıdır” denilmiştir. Peki her soru için bu durum geçerli midir? Sanmıyorum. Nitekim eşofmanlı Şevket hocaya sorulan soruları düşününce şu sözün sanki daha doğru olduğuna kanaat getiriyorum: “Güzel soru ilmin yarısıdır.” Gerçekten de çok hoş bir kelamıkibar…

21. yüzyılın en popüler mottolarından biri bence şu: “Sorgula!” Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum; ama sürekli olarak sorgulama güzellemesi yapılıyor. Nasıl sorguladığının ise çok da bir önemi yok, sen yeter ki sorgula. Hep sorgula, çok sorgula, daha çok sorgula. Sorgunun niteliği değil de niceliği ön plana çıkarıldığı için sorgulamalar da genellikle hatalı oluyor. Şu bir gerçek ki yanlış sorunun doğru cevabı olmaz. Bu, ilk düğmeyi yanlış iliklemeye benzer. İlk düğmeyi yanlış iliklediğinizde sonrakiler de otomatik olarak hatalı olur. Ya da arayacağınız kişinin telefon numarasını tuşlarken ilk rakamı hatalı girdiğinizde geriye kalan bütün rakamları doğru dâhi girseniz aradığınız kişiye ulaşamazsınız.

Başlıktaki hatalı suale müşahhas bir örnek vereyim ki mesele çok daha iyi anlaşılsın. Diyelim ki sokakta gezerken ezana küfreden bir sürü insan görüyorsunuz. Siz de Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşayan bir Müslümansınız. Ne yaparsınız?

a) Ezana küfredilirken hiçbir şey olmamış gibi yoluma devam ederim.

b) Ezana küfreden insanları usulüne uygun olarak uyarırım.

c) Galeyana gelip ezana küfreden insanlara Allah ne verdiyse dalarım.

d) Benim kutsalıma küfredenin ben de kutsalına küfrederim.

Prof. Dr. Sinan Canan’ın cevabı “e” yani hiçbiri. O’na göre böyle bir durumda bir Müslümanın; “Biz bu insanları nasıl küfür etme noktasına getirdik?” diye sorması gerekiyor. Mantıksız mı? Vallahi ilk başta Sinan Canan’ın düşüncesi bana da çok mantıklı geldi. Sonra uydum imama (pardon modaya!) ve başladım sorgulamaya . Ama öyle böyle sorgulamadım. Ve içimden şöyle dedim: Sayın Canan! Haklısınız, Müslümanlar böyle bir durumda kendilerini sorgulasın; lâkin hırsızın hiç mi suçu yok? Sonra Turgay Bakırtaş’ın şu tweetine denk geldim: Kötü savunma, nitelikli hücumdan zararlıdır. Alın size tipik bir kötü savunma örneği: Cümleyi “Bir kadının böyle bir durumda ‘biz bu erkekleri nasıl şiddet uygulama noktasına getirdik?’ diye sorması gerekmez mi?” şeklinde kurduğunuzda (Prof. Dr. Sinan Canan’ın kurduğu) mantığın çürüklüğünü görürsünüz.

Demem o ki gençler sorgulamadan önce iki kere düşünün!

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir