Ev Sahibi Olmak Ya Da Olmamak

Meşhur bir ikilem vardır: Kirada oturmak ya da ev sahibi olmak. Sahi kirada oturmak ile ev sahibi olmak arasındaki ikilemde kaldığınız oluyor mu? Bir kiracı olarak; “benim olmuyor” desem yalan olur. Tabi bu ikilemde kalmanın bazı sebepleri var. Bu sebeplerin başında belki de çevre baskısı geliyor. “Enayi misin de kira ödüyorsun? Ödediğin her kira boşa gidiyor. Kredi çekip ev alsana!” diyerek akıl vermeye çalışanların sayısı hiç de az değil. Krediye (daha doğrusu bir Müslüman olarak faize) karşıyım dediğinizde de; “Bu devirde faizsiz iş mi oluyor?” cevabını alıyorsunuz. Kredisiz ev sahibi olunmaz diye bir şey yok. Velev ki böyle bir şey olsun. Kredisiz ev almak mümkün olmasın. Bu bile illâ da kredi çekmek zorunda olduğumuzu göstermez.

“TOKİ’den 50 bin sosyal konut” tarzı haberlerin yapıldığı bugünlerde daha temel bir soru sorayım: Ev sahibi olmak zorunda mıyız? Kiracı olarak ölsek neyimiz eksilir? Tasavvuf ehli olan bir zât bir keresinde şöyle demişti: Aklı başında bir insan misafir olarak birkaç günlüğüne gittiği bir yere mi işini kurar yoksa normalde sürekli olarak ikâmet ettiği yere mi? Elbette ikincisi. Dünyevîleşme dolayısıyla bugün bizler çok da farkında değiliz; lâkin dünya biz mü’minler için birkaç günlüğüne misafirliğe geldiğimiz yerdir. Buradaki günlerimiz sayılı. Sayılı gün kalacağımız bu mekânda ev sahibi olabilmek için faize bulaşarak Allah ve Resûlü’ne (s) harp ilan etmeye değer mi? Bu yazdıklarımı okuyunca; “Kedi uzanamadığı ciğere mundar eder” diye de düşünebilirsiniz.

Dünya evine girer girmez kredi çekip ev alan ya da bu yönde adım atmak isteyen genç kardeşlerime de iki çift lafım var: Öncelikle evliliğinizi tebrik ederim. Allah hayırlı, huzurlu bir yuva nasip etsin. Evlilik, Allah’ın emri; Hz. Peygamber’in (s) ise hem fiili hem de kavli (sözlü) sünneti. Tespitimde yanılıyor da olabilirim; ancak görebildiğim kadarıyla günümüzdeki gençler özellikle de her iki taraf da çalışıyorsa sanki ‘ev’lenmek için evleniyorlar. (Bakın istediğimde kelime oyunları da yapabiliyorum!) Yıllarca kredi ödemek zorunda kaldıkları için de dur durak bilmeden çalışıyorlar. O kadar çok çalışıyorlar ki aynı evin içinde birbirlerinin yüzünü dahi zor görebiliyorlar. Hâl böyle olunca evliliğin bereketi de kalmıyor. Tabii buna evlilik denirse. Bunun adı aslında ortaklaşa eve girmek.

Benim felsefem ise net:

Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir